Bu site yetişkinlere yönelik bilgiler içermektedir. 18 yaşından küçükler için uygun değildir.

1 Aralık Dünya AIDS Günü


Aids hakkında söylenecek fazla söz yok zaten. Kısaca değinecek olursak AIDS; (Acquired Immune Deficiency Syndrome) yani sonradan kazanılmış bağışıklık sistemi yetersizliği.

İlk adı konduğunda ne olduğu az çok bilinsede neden olduğu konusunda hiç bir bilgi yoktu. Sonradan bir virüsün sebep olduğu yapılan araştırmalar sonucu belirlenince HIV (Human Immunodeficiency Virus - İnsan Bağışıklık Yetersizliği Virüsü) adı kondu. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan akyuvarları hedef alıp kendisi çoğalırken onları zayıflatması sebebiyle vücudun bağışıklık sistemini zayıflatmış oluyor. Vücut normalde rahatlıkla başa çıkabileceği enfeksiyonlarla bile baş edemez hale eliyor. Hiv(+) olan birisinin ilerde  illaki AIDS olacak diye bir derdi yok ama devamlı ilaç kullanarak bu virüsü sınırlayarak bağışıklık sistemini etkilemeyecek halde tutmak mümkün lakin ömür boyu ilaçlara mahkum olmak, giden paralar ve ilaçların yan etkisi düşünüldüğünde "nasılsa kontrol altına alınabiliyor artık","ölümcül hastalıklar listesinden çıkarılıp ilaçla kontrol altında tutulabilen hastalıklar kategorisine eklendi" demek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Bu yüzden özellikle tek gecelik ilişkilere dikkat etmekle birlikte mutlaka kondom kullanılması gerekmektedir. Oral sekste bile ağızda yara varsa bulaşma riskinin olduğunu unutmamak lazım.


Daha düne kadar AIDS'in homoseksüel hastalığı olduğunu varsayan, Tanrının bizleri cezalandırdığını öne süren kişilerin AIDS'în cinsel kimlik tanımadığını en sık görülme oranının da heteroseksüellerde olduğunu (bu normal hetroseksüel kimliğin Dünya'da daha fazla olması) geçte olsa fark etmesi bilinçlenmesi iyi bir şey. Lakin yine de Dünya'da AIDS'e harcanan araştırma giderleri bu hastalığın tedavisi için harcananlardan kat be kat düşük umarım en kısa sürede bu virüsü toptan ortadan silecek bir iğne ilaç vs bulunur.



Video'yu izleyin oldukça çarpıcı !!!



Dünyada savaşa ve silaha harcanan paranın fazla değil 10 da 1 i bile bu tarz hastalıkların tedavisi ve yok edilmesine harcansa sanırım dünyada bu tarz hastalıklar kalmazdı. İnsanoğlu kadar nefret kusan başka bir yaratık olmasa gerek. Yaşadığımız dünyanın bile içine sıçıyoruz sonrada utanmadan yeni dünyalar aramaya kalkıyoruz.





Asrın Vebası AIDS yazımı da okuyunuz!

* İlk yayınlanma ytarihi 1 Aralık 2011

Kocamı Bir Kere Bile Çıplak Görmedim!



Evet böyle bir başlık atmak istedim çünkü 37 yıllık evliliğinde eşinin eşcinsel olduğunu ancak O öldükten sonra anlayan ve evliliği boyunca O'nun davranışlarına bir türlü anlam veremeyen bir kadının ağzından dökülen cümleler bunlar.

Toplum baskısı, el alem ne der ve kendini perdeleme adına yaşanılan evlilikler ve her iki tarafın da kararan hayatları. 

Oysa sizlere göre eşcinsellik bir "tercih" yada "özenti" değil mi? seçmek kadar kolay işler ve bizler çok narsist ve sadist olduğumuz için bu seçimlerimizden vazgeçmiyoruz. (yerseniz) gelin eşcinselliğimize "tercih" ya da "özenti" olarak bakanlar sadece 1 günlüğüne siz de eşcinselliği tercih edin ve empati yapın zor olmasa gerek bir seçim kadar uzağınızda sonuçta, hatta sadece "hayal" edin. 

Olmadı di mi? Olamaz da, olmuyor da. 

Gelelim Eşcinsel bir adamla evli kalan ve sonradan bunu fark eden bir kadının mektubuna;

Hollanda^daki Volkskrant gazetesinin hafta sonu ekinde her hafta yayınlanan bir röportaj sonucu ortaya çıkan bir olaya buyrun bizlerde şahitlik edelim;
____

Hikayede Valeria takma ismini kullanan kadın bugün 75  yaşında ve 37 yıllık evliliği boyunca, kocası ile sadece üç kez cinsel ilişkide bulunmuş. Ta ki, adam ölene kadar da anlamamış bunun nedenini.

Gençliğimde ‘bir erkek seninle vücudun için beraber olmuyorsa eğer, sana sen olduğun için değer veriyordur’ diye öğrettiler bize rahibeler,” diye anlatıyor kadın.

Ve devam ediyor:

“Evliliğimizin ilk yıllarında kocam bana yaklaşmayınca, aklıma bir şey gelmedi bu yüzden. Bana değer verdiğini düşündüm. Otuz yedi yıl birlikte yaşadım onunla ve o süre boyunca sadece üç kez cinsel ilişkide bulundu benimle. Her defasında da hamile kaldım. Yorganı kafamıza kadar çektikten sonra lambayı kapatırdı ilişki sırasında. Uzun sürmezdi zaten. Üçüncü çocuktan sonra, bir daha da elini sürmedi bana.

Güzel bir adamdı kocam. Çok çekici buluyordum onu, dokunsun istiyordum bana ama o her seferinde itiyordu beni. Bir keresinde sordum hatta. Neden istemiyorsun, dedim ama cevap alamadım soruma. Onu hiç çıplak görmedim ben mesela. Banyonun kapısını hep kilitlerdi. Katolik olmam arzularımı dizginlemeye yetmemişti ama bu konuda konuşmamayı öğretmişti. Hafifmeşrep, ya da seks meraklısı zannederler beni korkusu ile kimseye açamadım derdimi. Ölene kadar, ona dokunamadan, aynı yatağı paylaştım kocamla.

Yatak odasına giden koridorun verdiği acı dayanılmaz olurdu bazen. O yüzden ben erkenden çıkardım odaya. O gece yarısı, bir-iki gibi gelirdi yatağa. Beni bir kez kollarına alsın diye çok geceler bekledim ama, almadı. Beklemekle geçti yıllarım.

Başka yerde köreltmek istemedim duygularımı; onu istiyordum ve iyi ve kötü günde onunla beraber olmak üzere Tanrı’nın önünde yemin etmiştim. Evime, çocuklarıma, işime verdim kendimi sonra. Neyse ki onlar emeklerimin değerini bildiler. İşimde de başarılıydım.

Eşim öldükten sonra, evliliğim sırasında görmediğim sinyalleri bir bir algılamaya başladım. Evlenmeden önce, ‘iki yatak alırız’ demişti bana. O zaman anlam verememiştim ama kabul etmiştim yine de. İki ayrı yatak ve tek bir çarşaf dış dünyaya bizi çift gösteriyordu ama gerçekte iki ayrı, iki yalnız insandık evin içinde.

Öldükten birkaç hafta sonra, 2010 yılında, üç tane adam aradı beni. Kocamı yakından tanıdıklarını söyleyip başsağlığı dilediler bana.

Üçünü de ayrı ayrı eve davet edip konuştum onlarla ve o konuşmalardan sonra birçok şey yerine oturdu. Onun kızgınlıklarının, asabiyetinin, hüsranının, beni reddedişinin, suskunluğunun, birçok şeyin nedenini anladım.  

Öğretmendi. Homoseksüel olduğunu bilselerdi eğer, atarlardı onu işinden.

Hayatını, başkalarını normal olduğuna ikna etmekle geçirmiş meğer. Vizite kartı, kalkanı da benmişim. Aptal de, salak de bana ama aklımın ucundan bile geçmemişti onun homoseksüel olduğu.

62 yaşındaydı kanser olduğunu öğrendiğinde. Bir sene sonra da öldü zaten. Ölüm döşeğinde bile bir şey söylemedi bana. O üç adamla konuştuktan sonra acılarım biraz olsun hafifledi diyebilirim. Karanlık bir evliliğin azabından kurtulmuş, sorularıma cevap almıştım.
Mutsuzluğumuzun nedeni ben değilmişim meğer. Bunu bilmek özgürleştirmişti beni. 

Yalansız yaşamanın nasıl bir şey olduğunu örgendim sonra. Yeni bir insan tanıdım, sevdim, sevildim, kadın olduğumu hissettim ama neyazık ki onu da kaybettim.

Özgürlüğe kavuştum kavuşmasına da, o kaybolan yılların acısı bir türlü çıkmıyor içimden.
Eşim hem kendi hayatını, hem de benimkini mahvetti.
Ne o istediği gibi yaşayabildi, ne de ben.

Birbirimize o kadar yakın olmamıza rağmen, birbirimizin acılarından habersiz bir hayat yaşadık ve en çok ağırıma giden de bu.

Kafama sıkasım geliyor o yıllar aklıma geldikçe. Yazık değil miydi bize?

Ne kadar safmışım, diyorum kendi kendime. Ama benim ne suçum vardı ki?

Rahibeler öyle öğretmişti.”

Benzer yaşamlara, farklı oldukları için, yok edilen, dışlanan, sırlarını kendileri ile birlikte öbür dünyaya götürmek zorunda bırakılan, olduğu gibi yaşama hakkı elinden alınanlara hitaben, onların anısına…

Bron, Volkskrant, 15 Şubat 2014.

Kaynak

Kampvuur (Campfire) (2000)


Kamp Ateşi

Yine bir kısa film tanıtımı ile birlikteyiz. Kısa filmler, olayı dallandırıp budaklandırmadan pat diye verir ve siz almak istediğinizi içinden alırsınız :)

Kampvuur, 2000 yılı Belçika yapımı bir film ve imdb'den 6,5 benden ise 8 puan almayı hakketti.

Filmi youtube üzerinden de izleyebilirsiniz. 

Hepimizin okulda favori bir arkadaşı olmuştur hatta bu favori arkadaş biz eşcinsellerin genelde platonik sevgilisi olur. :) Yeri geldiği zaman ödevlerini de yaparsınız çanta, defter, kalemini bile taşırsınız. Bu size koymaz ki bilirim. Bir de o platonik arkadaş ile baş başa kalınmış ise; kafadan geçen düşünceler ve harekete geçen eylemler ne kadar ileri gidebilir ?

Belki platoniğiniz de (ki büyük bir süpriz ve hediye olur) eşcinseldir ama tek sorun kendine bile itiraf edememiştir bilinmez.

Ha unutmadan özellikle okul yıllarında çevreye karşı "perdeleme" yapacak bir sevgili ayarında kız arakadaşı olmuştur (!) ve genelde bu arkadaşlar sizin durumunuzun farkındadır ,siz bilmeseniz bile.





Teen Wolf Dizisinde Ereksiyon Mu?



Başlık dikkatinizi çekmiş olabilir fakat olayın detayı yazımın sonunda ;)

2011 yılında gösterime giren ve Ergen, Liseli dizisi diye adlandırılan Teen Wolf; biz eşcinseller açısından gerek görsel :) gerekse görünürlük açısından oldukça faydalı şeyler sunuyor. Rahatlıkla Eşcinsel dostu bir dizi hatta bildiğin bizim için yapılmış dersem abartmamış olurum. Homo-erotik görüntülerin bol bol cirit attığı dizimizde elbette eşcinsel karakterlerimiz de mevcut. Hatta sevişme sahnesi bilem var.

Dizinin 1. bölümünden başlayanlar "kim bu veletler" diyebilir lakin aradan geçen 5 yıl boyunca yaş alan ve üstüne üstük vicut çalışan "ergenlerimiz" yemede yanında yatlık olmuş :D. Seçmece yakışıklılarla dolu diziyi daha önceden tanıtmıştım zaten. Şimdi tekrar ele almış olmamdaki detay 4. Sezon 6. Bölümde saklı :))

Sevdiğim karakterlerin "ölmesi" sonucu diziye uzun bir süre ara vermiştim ilk 3. sezonu izledikten sonra. Hoş "Stiles" terk edilmesi kolay olmayan bir şapşal olsa bile :) Neyse geçenlerde bir Gif dikkatimi çekti ve tekrar başladım acaba hangi bölümden bu kare diye :P Ve ben izlediğimde "oha" hakketten de eleman bildiğin "ereksiyon" olmuş dedim bakalım sizde diyecek misiniz :)

Dylan O'Brien den sonraki ikinci Dylan' ımız Dylan Sprayberry ;)







18 yaşında doğumlu bu genç Kurt diziye 4. Sezonda dahil oluyor ve Liam Dunbar karakterine can veriyor. Oldukça sevimli olduğu için de görüldüğü yerde insanın öpesi gelebilir.




Neysee bir ergenin günlük defterinden kareler modundan çıkıp olaya gelelim. Elemanımız 18 yaşında olunca ergenliğinde verdiği heyecan ile böyle birşey yaşamış olabilir :) Ben görüntüyü de izledim giften de anlaşılıyor bildiğin ereksiyon olmuş bana göre tabii. 

Peki size göre;







Tabii siz o bölümü de izleyin videoda daha belirgin :P

Ogaybende; ergen hayranlara görsel bildirimler servisinden bildirdi esen kalın :D

London Spy (2015)



Selam;

Geçenlerde izleyip bitirdiğim bir diziyi sizlere de tanıtayım dedim zira dizimiz eşcinsel içerikli. 

BBC 2 kanalının bizlere armağan ettiği bu dizimiz "eşcinsel sevişme sahneleri çok açık ve fazlaca cüretkar" mihvalinde bi eleştiri almış. 5 bölümlük mini dizinin hiçte öyle göze batar bir sevişme sahnesi yok olanı da oldukça estetik. 5 bölüm ve bölümler yaklaşık 95'er dakika.




Aslında herşey burada başlıyor :)). Elin ovlanları ayak üstü bir birlerini buluyor biz Hornet'te bile bulamıyoruz lol. Neyse diziden de anlaşılacağı üzere eğer beğendiğiniz birisi var ise onunla aynı noktalarda kesişmek için çaba harcayın ;)

Spoiler vermemek için dizi hakkında genel bir bilgi vermicem, siz izleyin yazmak istiyorsanız düşüncelerinizi yorum kısmına yazın :) Birde insan Scottie gibi koruyucu, akıl danışacak ve canınız sıkılınca yanına koşacak bir karakterin hayatında olmasını ister.

Dizi imdb'den 7.7 almış. Benim notum ise 8 olsun :) zira uzun konuşmalar bazen sıkabiliyor ama ingiliz soğukluğu ve ingiliz mimarisi diyorum ve susuyorum ;)

Gelelim her tanıtımımda yaptığım gibi dizinin / filmin yakışıklısına;

Elbette Ben Whishaw (açık eşcinsel) (kendisini Perfüme adlı fimden hatırlayabilirsiniz hani parfüm yapımına kafayı takıp insandan bile yapmaya kalkan dengesiz :P)



Kitap Çekilişi Sonucu


Selam,

Bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere bir önceki yazımda kitap hediyesi başlıklı bir yazı yazmış bana da hediye olarak gelen kitabı hediye edeceğimi söylemiştim. Gelen yoğun ilgi karşısında nutkum tutuldu tabi (yerseniz). Kazanmak için tek yapmanız gereken yorum yazmak idi. Neysee....

2 kişi yorum yazdı :) bende bu iki kişi arasında çekiliş yaptım. Yazmayanlar acaba out oluruz yada kitap evde birilerinin eline geçer diye mi korktular bilemicem. Belkide adres vermekten çekindiler ama kargo şirketlerinin şubelerine de gönderilebiliyor isminizle gidip alabiliyorsunuz falan.




Her neyse;

Yorum yazan 2 kişinin ismini kağıtlara yazıp içlerinden birisini çektim ve kazanan stark81 adlı yorumcu oldu. Hoş otobüs tekerleğine çıksa idi takdir hakkımı kullanır yine stark81 e yollardım :D. (mahfol xcoach, kıvıran tarafından hunharca .....)

evet kendisi benimle ogaybende@gmail.com adresinden iletişime geçebilir. Twitter DM yada tumblr'dan da iletişime geçebilirsin. ;)

Büyük - Oben BUDAK (Kitap Hediye)


Selam;

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Beyinsiz Gay adlı blogger arkadaşımız blogunda kitap hediye ediyorum diyince bende atladım. :) Yapmamız gereken sadece yorum kısmına yorum yazmakd. Asilden değil ama yedekten de olsa çekilişi kazandım (işin içinde şaibe olduğunu düşünüyorum bilemem) (çekiliş olsa asilden kazanırdım kesin hıh)

Sonuç olarak sağolsun kendisi kitabı kargo ile bana ulaştırdı. Kitabı kitapçıdan mı aldım yoksa okunmuş bir kitap mı bana geldi ayırt edemedim kitapta en ufak bir kırışma bile yoktu. Ben okuduktan sonra oldu tabii :P zira kitabı tek sayfa haline getirip bükerek okurum. Aynı şekilde kitabı okuduktan sonra bende hediye etmeye karar verdim elden ele lol (karhoyla yani) :D

Peki kitapta ne var?

Efendim, kitabın yazarı eşcinsel bir arkadaş imiş, ben yönelimi nedir bilemiyorum. Kitabın adı ise "büyük" ? Bir eşcinsele "büyük" denilince aklınıza ne geliyor? diye sorarsanız cevabı alırsınız, evet evet sizin de aklınıza gelen şey o şey! :))

Adrian karakteri fransız bir erkek, Türk bir kızın peşine takılarak İstanbul'a gelip yerleşiyor, kızda ne kız bildiğin "şirret" böyle birisi ile "tanrıça olsa çekemem" diyerek dakikasında ayrılırsınız ama bizimki neyin kafasında bilemiyorsunuz. Ayrıca Fransız eleman, benim diyen Türk'den daha Türk her şeyi biliyor maşallah bilmediği 2 rekat namaz ::D Ayrıca Fransız olunca tasvir edilen çekiciliği ve cazibeyi siz hayal edin üstüne üstük bir de kaldrıp masaya vurulası cinsten büyük bir penisi var öhm evet başrol oyuncumuz işte böyle birisi.

Okumanız için merakı artırıcı bir kaç detay ise,

- Duşakabin nasıl ve neden kırıldı?

- Homofobi derecesinde straight olan Adrian nasıl oldu da gay oldu ?!? (gay olunmaz doğulur) 

- Kitap yazarı belkide bir straight'ın gözünden bakmaya çalışan bir eşcinsel olduğu için bazı konular "nası yani yahu" edebilir sizi. Zira yazarın düşüncelerini de yansıtıyor ise biraz sıkıntı var ;)

- Angaralı Durgut ile bu Fransızın ne işi olur koca bir bölüm neden ona giydirir anlamlandıramadığınız gibi ne gerek var da diyebilirsiniz.

Neyse fazla spoiler vermeden kitabı hedaye olarak almak isteyen siz değerli okuyucularımın yapması gereken tek şey 1 kere verm. töbe alt tarafa bir yorum yazmak olacak ;) Sonra çekiliş yapıciim ve kargo ile kendisine yolliciim.

Kitabı alınca Sevgilerle Beyinsiz Gay; notu ile karşılaştım mutlu oldum bende dururmuyum bende altına yazdım bi not tabiisi ;)